12 Ekim 2011 Çarşamba

Al sana kupa Cimbom !!!


Maçı (dolayısıyla kupayı) zorla Galatasaray'a hediye ettiğimizden ötürü bu başlığı uygun gördüm. Bloga yazmaya geçen seneki şampiyonluklardan sonra ara vermiştim, ama bugün izlediğim maç öylesine sinirlendirdi ki, içimde birikenleri yazmazsam çatlayacaktım. Biraz sinirim geçsin diye dışarı çıkıp gezip dolaştıktan sonra, sakinleşince yazayım dedim ama, ayağımıza kadar kaç kere gelen maçı ezeli rakibine zorla verince, insanın sinirleri kolay kolay yatışamıyor ne yazık ki.

22 Mayıs 2011 Pazar

"KOCAMAN" bir Sampiyonluk

Bu sampiyonlugu cok istiyordum. 18. sampiyonluk, birkac senedir olamamanin verdigi sikinti vb. var kabul ama ozellikle bu sefer cok istedim. Aykut Kocaman'in Fenerbahce'sinin sampiyon olmasini cok istedim. Icinin isigi disari yansiyan bu guzel adamin takimi sampiyon olsun istedim. Sirf seneye de Fenerbahce'nin basinda olsun, emek kulturunu, caliskanligi, mucadeleyi asilasin diye. Ekol olucaksa, tam da bu degerlerin olusturdugu bir ekol olsun diye.

Yarin son maca cikacagiz, arkadaslarim Sivas'ta ben evde televizyon basinda. Aslinda muhim degil 1. veya 2. olma, isigi aldik hepimiz ama bozulacak diye korkuyorum. Sampiyon olalim da baslanan bu hamle sursun. Hem Turk Futbolunun hem Fenerbahce'nin boyle "KOCAMAN" sampiyonluklara ihtiyaci var.

Tabii ki cok sevinecegim, yarin hayirlisiyla sampiyon olursak ama 16 ve 17'den biraz daha fazla olucak bu.

Sevgiler,
Cinar

*Yaziyi uguru bozulmasin diye bugune sakladim, SAMPIYON

1 Mayıs 2011 Pazar

Oynaya oynaya gelin cocuklar, ele ele verin cocuklar

Ligin bitimine 3 hafta kala, (su anda oynanan maclarin degismeyecegini dusunuyorum) artik hakemler soyle boyle konusmalarindan uzak bir lig diliyorum. Umarim kalkip Fenerbahceli yoneticiler, ayni Sadri Sener'in yaptigini yapmaz.
Adil bir lig oldu/oluyor, daha da hakemlerin kafasini karistirip, boyle hatalara sebep olunmamasi dilegiyle.

* Yukaridaki resim Kirmizi kart ve Penalti ile sonuclanmistir.

25 Nisan 2011 Pazartesi

Konsantrasyon kaybolunca olanlar


Her branşta nefeslerimizi tutarak ve yaşımız ne olursa olsun kalbimizde artık ufak sıkışmalarla izlediğimiz Fenerbahçe'nin maçlarına, pazar akşamı yeni birisi eklendi. Kalan 5 maç içerisinde hem rakibin lig pozisyonu, hem taraftar etkinliği, hem de oynanan sahanın büyük olması nedeniyle futbol oynamak isteyen takımlara avantaj sağlayacak olması açısından, kalan 5 maçımız arasında taraftarlarca belki de en kolay geçmesi beklenen maçtı Bucaspor maçı. Ancak taraftarın bu beklentisine sahada oynayan takım da aynı şekilde kapılınca, kolay geçmesi beklenen maç Ali Koç'un da belirttiği gibi korku filmini anımsattı bizlere.

24 Nisan 2011 Pazar

Zor iş Fenerbahçeli olmak


Zor iş Fenerbahçeli olmak. Hem de çok zor. Neden mi ? Çünkü Fenerbahçe tam teşeküllü bir spor kulübü. Bir Fenerbahçeli için, (özellikle Aziz Yıldırım'ın vizyonunda spor kulübü gerçeğinin hatırlanmasından sonra) hem maddi olarak, hem zaman olarak hem de psikolojik olarak bu branşların hepsini takip etmek durumunda kalmak inanın bünyeyi çok zorlayan bir iş. 9 branşta faaliyet vereceksin, bunlardan bir kısmında erkek - kadın şeklinde ayrı ayrı mücadele ediyor olacaksın ve bir taraftar olarak bunların hepsini takip edeceksin.

22 Nisan 2011 Cuma

El Açma Egzersizleri


Türkiye... Her gün yeni bir duyguyla uyanıp, gün bitiminde sabahki duyguyu ya pekiştirmiş, ya da ondan tamamen farklı başka bir duyguya bürünmüş bir şekilde giriyoruz yatağımıza. Hani tansiyonumuz, zigzaglı bir grafik çiziyor diyebiliriz.

Öncelikle şahsım adına özür diliyorum tüm ziyaretçilerimizden. Blogera yasak konulunca bu konuya çok darlandım. Ondan sonra da yazmak için tüm şevkim kaçtı, yeni yeni toparlanabiliyorum. Tabi bunda hayat gailesinin payı yadsınmaz.

17 Nisan 2011 Pazar

Herşeye rağmen ŞAMPİYON !!!


Ne söylenebilir, ne yazılabilir bilmiyorum. Bu şampiyonluk için hazırlanan ve bugün maç sonrasında üstlere geçirilen t-shirtlerde öylesine güzel verdiler ki mesajı, bize diyecek söz kalmıyor. Sene içerisinde bir takım bazı olumsuzluklar yaşayabilir, bunlar nelerdir ? Koç değişikliği, oyuncu sakatlanmaları, cezalı duruma düşmeler vs vs vs. Ama bizim başımıza gelen komplo uzun senelerdir akıllardan çıkmayacak cinstendi. Aslında bu iğrenç komplo olmasaydı, çok sıradan gelecek bu seneki Türkiye şampiyonluğu, bir sürü olumsuzluklara rağmen kazanılınca çok ama çok anlamlı oldu.

11 Nisan 2011 Pazartesi

Galatasaray'a Muhteşem Tokat


Bayanlarımızın Galatasaray karşısında aldıkları bu enfes galibiyetin başka bir açıklaması olamaz. Hakikaten de 5 yıldır ambargo koyduğumuz lig şampiyonluğundan bizi mahrum bırakmaya çalışan bir kısım organizasyona ve Galatasaray'a atılmış enfes bir tokattı Pazar günkü maç. Biz Galatasaray'ı kaç senedir sürekli yenip, şampiyon oluyoruz zaten. Peki bu maçı bu kadar özel kılan neydi ???

9 Nisan 2011 Cumartesi

Sorun Degil Es-Es, Trabzonspor'u yenip Avrupa'ya gidersin


Eskisehirspor iyi takim. Alper Potuk, Burhan, Sezer gibi dikine gidebilen iyi oyunculari var. Batuhan ve Umit gibi ligin ustu forvetleri var.
Bugun Bulent Hoca'nin sakat Diego'yu oynatmasi ve onun felaket performansi nedeniyle 2 gol yedi ve maci kaybetti.
Trabzonspor macinda, Kayseri ve Gaziantep'in de kaybedecegi puanlarla kazanip Avrupa mucadelesine devam edicektir.
Fenerbahce ise bugun kazandi ancak onemli sikintilar vardi.

3 Nisan 2011 Pazar

Fenerbahce Sampiyon Olacak (NOKTA)

Macin detayi istatistigini falan da yazarim ama kisaca/isin ozunu yaziyorum,
Su anda ligin 27. haftasindayiz. Haftaya 28.
Bugun Fenerbahce Turkiye liginin cok uzerinde bir mucadele ortaya koydu. Bugun Fenerbahce sampiyonlugu ne kadar cok istedigini gosterdi.
Trabzonspor maclarini da izleyen birisi olarak arada cok fark oldugunu net bir sekilde gorebiliyorum.
Fikstur-kalan maclar vb. hic onemli degil.

Bu takimdaki isik ayni 2000-2001 Mustafa Denizli donemindeki son haftalardaki isik ve istek. O sene de yine 27 ve 28. haftalarda  Denizlispor ve Ankaragucune ust uste 2-1 kaybettik, ki senenin en iyi oyun ve mucadelelerini ortaya koymustuk. Sonrasinda da 29. haftada meshur 4-3luk Gaziantepspor maciyla da sampiyon olduk.
Izmir'deyim maclari cafede izliyorum arkadasimla, eve geliyorum 2-1 yeniliyoruz, yuzum guluyor. Evden soruyorlar yahu yanilmediniz mi diye, 2 hafta ust uste cevabim
"Boyle oynasinlar yenilseler de sampiyon oluruz"

Bugun de o resimde gordugunuz Alex ve Lugano ortasinda duran o hakem bozuntusuna ragmen ayni seyi soyluyorum,
"Boyle oynasinlar da yenilseler de sampiyon oluruz"

Sevgiler,
Cinar

17 Mart 2011 Perşembe

Galatasaray Maci Uzerine - Derbilerin favorisi olmaz

‘‘Tarihi fark olacak diyenler yanıldı. İyi mücadele ettik. Yakaladığımız tek pozisyonu değerlendirdik. Bu galibiyetle UEFA Kupası şansımızı güçlendirdik.’’
Turhan Sofuoglu - 26 Mart 2010

1990 ve oncesinde dogup bu maci hatirlamayan yoktur herhalde. Fenerbahce'nin Johnson'un frikik golu ile 1-0 Ali Sami Yen'de kazandigi. Simdi yine ayni iki takim, bu sefer Turk Telekom Arena'ya, tam da ters konumda cikacaklar. Bir tarafta 9 haftadir kazanan, 9 puan geriden gelip zirveyi yakalayan Fenerbahce. Diger yanda -4 averajli, maglubiyeti galibeyetinden cok Galatasaray. Ama iste derbini keyfi tam da burada baslayacak, cunku bu mac baska. Yarin hic beklemedigimizi gorecegiz ve mutlaka sasiracagiz.

28 Şubat 2011 Pazartesi

Emir Preldzic ile 3 yıl daha


Son zamanlarda tatsız giden basketbol şubesindeki en güzel haberlerden biri. Uzun süreden beri aklımdaydı "Emir'in sözleşmesinin durumu ne olacak" diye. Hem böylesine yetenekli bir oyuncuyu kadroda tutabilmek açısından önemliydi hem de Türk oyuncu statüsünde oynaması sebebiyle ekstra 1 yabancı oyuncu oynatabiliyor olmak açısından kritik idi. Elde tutmakta geciktiğimiz takdirde ligdeki rakiplerimizin anında üstüne üşüşeceği bir oyuncuydu. 3 yıllık sözleşme imzalamışız, gayet de güzel oldu.

27 Şubat 2011 Pazar

Yine Yeniden - Volkan Demirel

"Yuri Gagarin'i uzayda yürürken seyretmenin hazzını aşan tek şey bir penaltı kurtarmaktır."
Lev Yasin - Yüzyılın Kalecisi(SSCB)


Yukarida takim arkadaslarinin kurtardigi penalti sonrasi Volkan'i tebrik edislerini goruyoruz. Ilk 23 haftada rakiplerin kazandigi 3 penaltidan 2sini kurtardi Volkan. Gecen hafta Besiktas macinda, durum 2-2 iken Almeida'nin karsi kariya vurusunda golu onlemis ve galibiyette buyuk pay sahibi olmustu. Yine bu hafta gerek kurtardigi penalti, gerekse mac 0-0 iken karsi karsiya cikardigi pozisyon ile takimin galip gelmesini sagladi.
Hic kusku yok ki olasi bir sampiyonlukta Volkan Demirel bas aktorlerden biri olacak.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Basketbolda tatsız günler


4-5 gün öncesine kadar basketbolda hem erkeklerde hem de bayanlarda Avrupa'daki final 4'lar için çok ama çok büyük umutlarımız varken, bugün içinde bulunduğumuz nokta hakikaten üzüntü verici. Bayanların 2 maçta da son 4 yılın şampiyonu Spartak'a yenilerek elenmesi, erkek takımının ise 3-0 başladığı Top 16'da çok ama çok büyük bir avantajını kaybedip, işi son maç olan Valencia deplasmanına bırakması, birçok kişide hayal kırıklığına neden oldu. Bu 2 takım için de Avrupa'da muhteşem başlayan sezon, dramatik bir biçimde sonlanacağa benziyor. Öncelikle erkek takımından başlayalım.

25 Şubat 2011 Cuma

Kasimpasa Maci Uzerine - 3 Maclik Kritik Seri

"Geçen sezon ikinci yarıda 11 maçı İstanbul'da oynayacaktık. 6 maç İstanbul dışındaydı, bunlardan birisi de hükmen kazanacağımız Ankaraspor maçıydı.Ancak son maçta şampiyonluğu yitirdik. Ancak kazandığınızda avantaja dönüyor. Önümüzde küme düşmemek için can havliyle oynayacak takımlar var. Kağıt üstünde nispeten biraz daha zorluk derecesinin kolaylaştığı söylenebilir. Ancak bunu sizin nasıl değerlendireceğiniz önemli. İnşallah iyi değerlendiririz" 
                                                  Aykut Kocaman - 23 Subat 2011

Rakip lig sonuncusu, Fenerbahce lig ikincisi. Rakip ligde 49 golle en cok kalesinde gol goren, Fenerbahce ise 52 golle en cok gol kaydeden. Simdi bu verilerle maci Fenerbahce'nin rahat alicagindan baska bir sonuc aklima gelmiyor.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Alex'le Ömür Boyu


Yıl 2004, üniversite için yanıp tutuştuğum yıllar. Maçlara düzenli olarak gidemiyorum, arada öyle tek tük.

1 gün önce babam haftalığımı vermiş. 1 gün sonra kuzenimle Kadıköy rıhtımdan caddeye doğru yürüyoruz. Daha Altıyol'da kesiyorlar önümüzü:

-Açık var,kapalı var.

-Geçiniz
diyorum. Kuzenim kızıyor bana:

-Dedik sana oğlum, canın isteyecek diye. Keşke direkt minibüse binseydik.

Ses çıkarmadan ilerliyorum. Belirli periyotlarla illegal bilet satan arkadaşlar yolumuzu kesiyorlar. Canımız yana yana devam ediyoruz yola.

20 Şubat 2011 Pazar

Gümbür gümbür geliyoruz !




Bu akşamki Beşiktaş maçı bizim açımızdan aslında çok da kritik olmayan bir derbi maçıydı. Şöyle ki, 2. yarıdaki 4 maçımızı kazanıp, Trabzonspor ile Bursaspor da puan kaybı yaşayınca, artık puan kaybetme lüksümüz olmuştu. Dolayısıyla Uefa kupasına büyük ölçüde veda etmiş, lige devre arası transfer ettiği yıldızlara rağmen havlu atmış, bu maç öncesi bu sezonki son misyonu Fenerbahçe'yi yenmek olan bir Beşiktaş'a karşı deplasmanda alınacak beraberlikten şikayetçi olmazdım. Aykut hoca da maç öncesi konuşmasında Beşiktaş'ın Kiev'e farklı yenilmesinin Beşiktaş'ı bu maç için kamçılayacağını ve Fenerbahçe açısından olumsuz olacağını da belirtti. Dolayısıyla gelişen şartlar gereği galibiyete çok daha fazla ihtiyacı olan taraf Beşiktaş'tı.

Besiktas Maci Uzerine - Heyecan Dorukta


Taraftar: Bu Hakan’ın durumu ne olacak?
Schuster: Çok iyi biliyorsan kaleye sen geç.
Taraftar: Bana böyle konuşma. Çok biliyorsan, esas sen geç.
Schuster: Merak etme seni kırmayacağım. Pazar günü kalede olacağım...

 Dinomo Kiev Maci Sonrasi - Fanatik Gazetesi


Futbol aklimizin sikca tutukluk yaptigini biliyoruz. Bir transfer doneminde ''uzay takimi'' ilan edilen Besiktas ve sadece 2 ayda gelinen noktanin ozeti yukaridaki konusma. Istim uzerinde ve cok potansiyelli bir rakip, Besiktas. Fenerbahce ise fazlaca moralli ve guvenli. Neyse ki, ''Besiktas'in Kiev macini kazanmasini tercih ederdim'' soyleminin sahibi Aykut Kocaman gibi, Turk futbolunu cok iyi bilen bir hoca var basimizda.

19 Şubat 2011 Cumartesi

Beşiktaş-Fenerbahçe, Şubat 2011


Yarın bizleri keyifli mi keyifli, veya öyle olmasını umduğumuz bir İstanbul Derbi'si beklemekte.

Eldekilere, istek üzerine bir göz atalım.

Önce Beşiktaş'tan başlayalım.Milyon euroluk transferler yapan kulüp yönetimi, bu transferleri bir yandan keyifle izlerken diğer yandan kazanıp gerekli geri dönüşleri, hem maddi hem de manevi açıdan almak istiyor. Taraftarın beklentisi zaten maddi değil, takımının başarılı olmasını istiyor her daim.Haklı olarak.

18 Şubat 2011 Cuma

"One Love, One Heart"


Çok sağlıklı bir ruh halinde yazamadım bu yazıyı. N'olur affedin beni bu yüzden peşinen.

Geçtiğimiz pazartesi günü Kadıköy yollarına düştük. Günün mahiyeti "Sevgililer Günü" idi. Yolda sevdiğimiz arkadaşlarımızla haberleştik; "Sen de mi maça geliyorsun, sen de mi?" gibi diyaloglar günün en hit alan paslaşmalarıydı. En büyük aşka doğru gidiyorduk zira.

16 Şubat 2011 Çarşamba

Daha Iyi Olmali - Issiar Dia


 "Maç içerisinde oyunumu değiştirebilmeliyim. Artık topu tutmak veya tek pas oyunu arasında geçiş yapabilmeliyim. Futbol ayağa ve derine diyagonal oynamayı gerektiriyor. Kale önünde daha etkin olmalı, gol atıp, asist yapmalıyım. Penaltı yaptırmalıyım. Ayrıca sahayı daha geniş kullanmalı ve savunmamı da geliştirmeliyim. Takımda daha düzenli oynamalıyım. Yaşım 21 ama öylece kalmıyor. Yapacak çok işim var.Kendime her zaman muktedir olduğumu söylüyorum."
                                                             AS Nancy Web Sitesi, 2008(Ceviri: Lambuja(blog)'ya aittir)

"Ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir" demis Yunus Emre.
Dia'nin kendi performansinin farkinda oldugu 3 sene onceki aciklamalarindan anlasiliyor. Peki sonrasi?


Telafisi mümkün mağlübiyet


Fenerbahçe'nin basketbol takımının mağlübiyeti sonrası yazmak çok da alışkın olmadığım bir durum. Dolayısıyla biraz sinir bozukluğu, biraz moral bozukluğu, biraz da kadere isyan duyguları ile yazılmış bir yazı olacak. Bu kadar olumsuzluk bir araya gelince mağlübiyet kaçınılmaz oldu. Birşeyler ters gitmeye başladı mı, beraberinde aksi gitme ihtimali olan herşey ters gidiyor. Bu gece de onlardan bir tanesiydi. Euroleague'de Final 8 için grup lideri olarak emin adımlar ile ilerlerken lanetler peşimizi bırakmıyor.

Bunun hesabını kim verecek


Bugün ajanslara düşen haber herkeste epey bir şok etkisi yarattı. Öncesinde Ümit Avcı'nın patlattığı "Diana Taurasi'de doping çıktı" haberi, bugün tam manasıyla çürüdü. Herkes haber ilk patladığında, "nasıl olur, zaten dünyanın en iyi basketbolcusu, İstanbul Üniversitesi maçında neden doping yapsın ki ?" gibi sorulara mantıklı cevaplar cevap aramaya çalışıyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse aklın aldığı mantıklı bir cevap da bulamıyordu kimse. Bi ara "bu madde Amerikada yasaldı, ondan aldı" gibi haberler de çıktı. Bugün gelinen nokta ise Doping merkezi Gençlerbirliğinden Orhan ve oyuncumuz Taurasi'nin raporlarını geri çekmiş. (Bir de Ceyhan'lı Monique Coker da olabilir yanılmıyorsam)

15 Şubat 2011 Salı

Şampiyonluk yürüyüşü başladı


Artık gönül rahatlığı ile yazabiliriz ki, şampiyonluk yürüyüşü başlamıştır. "Şampiyonluk" kelimesini bu kadar erkenden telafuz etmek istemezdim ama, 4 haftadır görünen mücadeleye bakılınıca bu takımın bu yola baş koyduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. Devre arasının ardından kupada Yeni Malatyaspor'a yenilip dibe vurduktan sonra toparlanabilmek kolay bir iş değildir. Ne olduysa oldu, Azizcilin mi, Aykut Kocaman'ın oyunculara karşı olan tavırlarındaki değişiklik mi, futbolcuların inanması mı, yoksa hepsi bir araya mı geldi bilemiyorum ama, 4 maç itibari ile görünen tablo bu takım sezonu ilk 2 sıradan birinde bitirecek, umarım bu şampiyonluk olur.

13 Şubat 2011 Pazar

Ne yapayım ben bu kupayı



Aslında maç için yazılabilecek o kadar çok şey varken, bir anda Mirsad'ın sakatlanmasıyla hem maç için bütün neşemiz kaçtı, hem de Euroleague'deki hayallerimize resmen kocaman bir darbe vuruldu. Şu maçın analizini yapsak ne olur yapmasak ne olur ? Müzeye bir tane ekstradan Türkiye Kupası eklenmiş. Kuvvetle muhtemel sezonu kapamış Mirsad'ın üzüntüsünü gidermeye en ufak bir katkısı olabilir mi ? Şu maçlar başladığından beri, bu sıkışık fikstürde Türkiye kupasının gereksizliğinden şikayetçiydim. Gereksiz yıpranabilir ve sakatlık problemi yaşayabiliriz diye düşünmüştük. Korktuğumuz aynen başımıza geldi.

Kayserispor Maci Uzerine


''İstanbul'a laf olsun diye gitmiyoruz'' demis Kayserispor'un hocasi Sota Arveladze.
Ligde Fenerbahce'nin 3, liderin ise (mac eksigiyle) 8 puan arkasinda olan bir ekibin hocasi icin bence gereksiz bir aciklama. Sampiyonluk yada Sampiyonlar Ligi sanslarinin devami icin Fenerbahce'ye yenilmemek isteyeceklerdir, bu acik. Kayserispor'un takim disiplini ve mucadelesi gayet iyi. Bu sayede 15 gol ile ligin en az gol yiyen 2. takimi. Ilk yarida Cangele, Troisi ve Zaleyeta'nin sakatliklari yuzunden hucumda sıkıntı yasamis ve 22 golde kalmislardi. Ancak 2. yariya 3 forvet takviyesi (Amrabat, Ziani ve Kujovic) ile basladilar ve 3 macta 5 gol(2 gol yeni transferlerden) kaydetmeyi basardilar.

Peki Kayserispor macinda neler yapmamiz lazim:

12 Şubat 2011 Cumartesi

Aziz Yıldırım ile motivasyon saati


Fenerbahçe futbol takımı, ligin 2. yarısının başlaması ile birlikte olumlu anlamda bambaşka bir hava yakalamış vaziiyette. Çok güzel oynamasak da deplasmanda gelen Antalya galibiyeti, ardından savaşarak - gücünün tamamını ortaya koyacak mücadeleyi göstererek kazanılan Trabzonspor maçı, en son olarak da "acaba bunların devamı gelecek mi ?" diye endişelendiğimiz ve endişelerimizi boşa çıkarıp bizleri umutlandıran, geriye düşmemize rağmen deplasmanda 2 fark ile kazanılan bir Manisa maçı. Takımda gözle görülür bir şekilde bir değişme var. E peki transfer de yapılmamışken, ne değişti bu takımda ?

Gundeme Dair


Aziz Yildirim'in kulupler birligi baskani olmasinda aslinda Fenerbahce'nin seviyesinin, basarisinin butun Turk futbolunun seviyesi ile alakali oldugunu anlamasi var. Turk futboluna disaridan ama bir o kadar dikkatli bakan bir hocanin roportajlarindan kesitler yapmak istedim, cunku   



- Fenerbahce'nin Avrupa'da yoklari oynamasi ve Azizsilin bagimliligi,
- Milli Takimin Azerbaycan'a yenilmesi,
- GS'in Avrupa Sampiyonlugunun devaminin gelmemesi,
- Besiktas'in 3 transferle 17 de 17 hedefi koymasi
- Bursaspor gibi (maalesef ki) aslinda Avrupa futbolunda vasat denilebilecek kadronun sampiyon olmasi ve sonucta Sercan Yildirim'in bitmek bilmeyen "bana La Liga uygun ama Premier Lig'de de is yaparim" tarzi aciklamalar yapmasinin nedeni ulke futboluna objektif bakis acisi getiremememiz.